30 Aralık 2012 Pazar

28 Aralık 2012 Cuma

muhabbet.

Gönlüm ne oldu? Yıllar geçti.. yıllar geçerken kendini kandırdın durdun. Hep ideal ve reel arasında gidip geldin.. ne oldu? Kadınlar kandırılıyor.. ah nerede o ihtişamlı kadınlık?

Gönlum sana hayırlı cumalar.. Cuma sahibine tümünle dua.

23 Aralık 2012 Pazar

acıdan hayata.

Biraz acı.. fiziki olsun! Biraz dedim. Hayat... devamını getiremedim. Hayat işte... olmadı? Hayat ist. Yaşanan herşey hayattır. Ağırlığının kırk katını taşıyabilen karıncaların yaşadığı da hayat. Günahını sırtına yüklenen kaplumbağanın yaşadığı da hayat. Kalbinde dağlarca kibir biriktirmiş müslümanın yaşadığı da hayat. Gururu kırılmasın kibirli müminlerin ama, madenlerde ölen kardeşlerinin yaşadığı da hayat. Belki inanmayacaksın, lakin söylemeliyim. Dağa çıkıp ölenlerin yaşadığı da hayat.

Hayatlar dolu... devamını getiremedim. Hayatlar dolu... nerede? Bir kavram arıyorum. Dünya mı? Hayır. Muhabbetlerle mi? Belki.

20 Aralık 2012 Perşembe

uyku içinde uyku isteği.

Kırmızı kerpeten elimde.. içimde, içinde parmağımı kıstırma isteği uyanıyor. Biraz acı! Sırtıma sıcak geliyor, uyku basıyor. Kaslar yorgun, can kahve çekiyor..

Düzgün yaşamayı beceremiyorum, ama ölmek de istemiyorum.

15 Aralık 2012 Cumartesi

weiterzeichnungsversuch.

Ein Jahr
Zwischen den Jahren
Sie haben mich wieder gefangen. Warum kann der Großinquisitor mich nicht in Ruhe lassen? Ach, wie schön es war in den Wüsten Australiens! Die Australier wollten, dass ich über sie herrsche. Dieses arme Volk hat die große Sehnsucht nach einem wahren König wie mich. Ich muss noch mal fliehen. Sie gießen mir eiskaltes Wasser auf den Kopf. Ich werde noch mal fliehen. Die Wüste liebt mich! ...

28 Kasım 2012 Çarşamba

pasaportlu pasaportsuz.

Pia okumayacak, duymayacak ve bilmeyecek yazdıklarımı. Ya diğeri? Ya diğerine ne demeli? Karanlığı katsam yazdıklarıma.. gün ışığında nefesimi katsam anlamayacak.

Artık ısrar etmiyorum, etmeyeceğim ve etmemeliyim. Herkes kendi Pia'sında veya gerçeğinde kavrulur. Her adamın bir Pia'sı vardır, fakat Pia var mıdır?

22 Ekim 2012 Pazartesi

tesbih çeken adam.

Lezbiyen kulübünün önünde tesbih çeken adam. Çatma. Kulüb karışıktır ve adam daha da karışık. Bütün gece araba kullanmak istiyor. Kullanmıyor. Sabahlara kadar başka ülkelere yol almak istiyor. Almıyor. Doğruluk kimin umrunda?

Doğruluk Âdem'in umrunda.

9 Ekim 2012 Salı

2 euro 45 cent.

Kana kana oksijen ve kiraz içiyorum. Sonra kimyasal ile harmanlanmış ağaç ürünleri yiyorum, yüzüm buruşuyor.

Oksijen çekiyorum, oksijen içiyorum ve tekrar oksijen çekiyorum.

7 Ekim 2012 Pazar

çılgın yarasalar.

Çılgın yarasalara bile geçit verdim, damarlarımda.. ardından büyük patlamalar. Zihnimi her şeye açtığım günler.. ardından ödediğim bedeller. Kaç kere dumana boğdum kendimi.. aromam nerede?

İnsan günlerdeyken günleri özler.. kendini zehirler.

17 Eylül 2012 Pazartesi

güzellik.

Yüzündeki geçici güzelliğin kalbinde daim mi? Öyleyse, kalbim dayanamayabilir.. aniden bütün güzelliğinle karşıma çıkma.

Yavaş gel güzel.. beni çıkmaz sokaklardan kurtar.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

yığın.

Arkama bakıyorum, çiğnenmiş tövbeler görüyorum. Her birinin altında pak ümitlerim yatıyor. Kendime bakıyorum, ben böyle olmamalıydım! İçime bakıyorum, koskoca bir pişmanlık yığını görüyorum. İçlerinden bazıları hurdaya dönmüş.

Beni aklamayan pişmanlıklar yığılmaya devam ediyor..

8 Temmuz 2012 Pazar

ya.

Hepimiz peygamber torunuyuz böyle olmamalıydık. İnsanlığımız? Keşke bu kadar alçak olmasak!

20 Mayıs 2012 Pazar

oturaklı bekleyiş.

Tren beklerken.. 30 derece sıcağın altında.. imdata yetişti kimyasal dağ suyu.. trenler geldi geçti.. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'tan akılda kalan tınılar yükseldi..
''tren yoluna gül döktüm trenler geçmeyecek
yarim bana söz verdi sigara içmeyecek''

29 Nisan 2012 Pazar

ayakkabı.

Buluşamamanın dönemecinde patinaj çeken varlığım yine yazmakta. Ulaşmak için kaç ayakkabı parçalamak gerek?

Bütün ayakkabılar parçalansa dahi devam etmeli.

21 Nisan 2012 Cumartesi

mecaz değil.

Odundan, biraz yardımcı olmasını bekliyorum. Mecaz değil.. bana yardımcı olsun. En değerli hazinelerimi içinde saklayacağım desem.. ağaç boynunu büker mi? Ya yapraklarına fısıldasam?

En iyisi ben susam!

13 Nisan 2012 Cuma

ağır tahrik.

Para taşıyan arabalarca ağır tahrik var. Vitrindeki mallarda hüzün.. kalpler onlarla dertlenir. Yalnızlık.. farklılıklara bakan bir cam. Kalp kendinden bir parça gözler.. arar.

27 Mart 2012 Salı

boş.

''a magic peanut and caramel cream experience''
Boşa aldım hayatımı.. bir iki dakika boşluk lütfen. Ellerimde boş kap.. bir iki yudum kahve lütfen.

19 Mart 2012 Pazartesi

nehir kenarı.

Yorgunluktan bitap düşene kadar küfretmek.. hata. Yumruklarım kanayana kadar duvarlara saldırmak.. hata. Ciğerim patlıyana kadar koşmak.. hata. Nehir kenarını seyre dalmak..

Ah ulan ah!

17 Mart 2012 Cumartesi

everywhere.

Ah ulan Travis! Yine kaldırımlarda mısın? Avuntu vermiyor değil mi soğuk, taş kaldırımlar.. tesellin yok. Kahretsin.. anlıyorum seni. Tanrının yalnız adamı.. kaçışım yok diyorsun. Yanılıyorsun. 

Yalnızlık artık dükkanlarda değil.. yalnızlık ihtişamlı AVM'lere indi. Yalnızlık hala insanların peşinde. Ah ulan Travis ah!

Evet sana diyorum.

12 Mart 2012 Pazartesi

çalkantı.

Izdırap insanı ikilemlere ve çelişkilere düşürüyor. İkilemler, çelişkiler bir bumerang gibi ızdıraba geri dönüyor ve onu daha da güçlendiriyor. Izdırap bir mızrak gibi benliğini deler geçer, eğer yoksa üstünde sağlam bir zırh.

Izdırabın çalkantıları.. çalkantının ızdırabı..

11 Mart 2012 Pazar

yalan yazmışım.

Tevbesi çoktan geçikmiş bir günah gibisin.. kalbimde siyah bir nokta.
Siliyorum..
Siliyorum..
Siliyorum..
Acılarımı..
Dertlerimi..
İkilemlerimi..
Siliyorum kısaca seni.
19.01.2009                         

9 Mart 2012 Cuma

küçük patlama.

Muhlis, tekrar saçları uzatmalı mı? Ah Muhlis, hudutlar birleşti bi bilsen. Korkarım, küçük patlama. Gittikçe olumsuzlaşmamız işte bundan. Mutluluğumuzu harcadığımız da yetmiyor artık, giderken güzellikleri de köklüyoruz.

Muhlis, saçlar diyorum.. Muhlis, burda mısın?

8 Mart 2012 Perşembe

kırılan testi.

Testi kırılmışsa ne olmuş, Heinrich? Testi dünya olsa ne olur? Olsun varsın bütün dünyayı anlatsın testi. Bir kalp kırmaya değer mi, Heinrich? Bir kalp parçalamaya değer mi?

Testi dünya olabilir ama, unutma dünyayı yaratan aşk dolu kulunun kalbine sığar.

1 Mart 2012 Perşembe

korkuyorum anla.

Sakın yaklaşma, yoksa kaçarım son sürat hem de köşe bucak. Çelma aklımı.. çelme takma sağ ayağıma. Konuşturma işte.. korkuyorum anla!

Korkarım yine kana bulanıp solacak güller.

7 Şubat 2012 Salı

karanlıkta oturan adam.

Karanlıkta tek başına oturan bir adam. Korkma. Aklından geçen işkence sahnelerini anlatmaz. Sorma. Anlatmaz. Dünyanın bütün çaylarını içmek istiyor. Fakat biliyor içemeyecek. Elindeki siyah çayı daha da sıkı sarıyor. Bitiyor.

Devamı bir kaç kurutulmuş American Cranberry'si.

31 Ocak 2012 Salı

dişlerin ağrısı.

Dün gece bir kez daha dişlerimin ağırıları sebebiyle kıvrandım. Ağrılarımı 1200 mg ibuprofenle bastırmaya çalıştım. Ağrılarsa bana mısın demedi. Dişlerimin bana çektirmediği kalmadı ya da benim onlara çektirmediğim kalmadı.

Ruhi ağrılarımın yanısıra fiziki ağrılar çekince geçmek istiyorum. Zihni çıkmazlarda kayboluyorum. Geçmek istiyorum. Sayısız ağrı kesici yutmak, uçana kadar esrar içmek, temiz kana eroin karıştırmak ve nefes borusunu kokainle doldurmak nasıldır? Ölmek istemiyorum.

Allah diş doktorlarını başımızdan eksik etmesin.

30 Ocak 2012 Pazartesi

hala başaramadım.

Günlerimin korkularla kaplı olmasının sebebi geçmiş dünlerim. Kuşkularımın, korkularımın kalbime kayışı koparttı kafamın kayışını. Artık yaşadığım bir paranoyaklık hali.

Bugünün tövbeleriyle silmeye çalışıyorum dünleri. Arınmaya çalışıyorum bin bir türlü yöntemle, ve ulaşmaya çalışıyorum ta eski dünlere.

Yıllar geçti hala başaramadım.

29 Ocak 2012 Pazar

kabuğuma çekildim.

Sağda, solda insanlar olabilir.. kalabalıklar oluştura bilirler! Herkes benimle konuşa bilir.. hatta bazıları beni seve bilir. Ben ise yalnızım. Kendim seçtim.. şikayetçi değilim. Şikayetçi değilim!

Sebebi ise insanlar ve ben. Ve ben kabuğuma çekildim.

26 Ocak 2012 Perşembe

mantolu adam.

Evde mantoyla gezen bir adam. Korkma. Bildiği korkunç hikayeleri anlatmaz. Sorma. Anlatmaz. İki kere ikinin dört ettiği bir dünyada yaşadığını biliyor. Fakat öyle olmayan bir dünya hayal ediyor. Matematiği seviyor üstelik.. sadece hayal ediyor.

Walt Disney'in yalanına kanmıştı. Geçti. Artık her hayal ettiğini yapamayacağını biliyor! Yapamaz! Fakat kimsenin hayallerini elinden alamayacağını da biliyor. Biliyor.. biliyor. biliyor..

Bildikleri yetmiyor.

25 Ocak 2012 Çarşamba

akbabalar.

Akbabaların hakkını kimse yememeli. Öldürmüyorlar. Kuşlar ekmek derdinde. Ezip bırakan, vurup bırakan ve aç bırakan..

Klavyeler kırılsın.
Hak yenmesin.

22 Ocak 2012 Pazar

insan aciz.

Ah zavallı Werther. Aşk senin de varlığını değiştirmiş. Varlığı değişmeyen adam hiç aşık olmuş mudur ki? Aşk ve fikrinin çatışmasından doğan çelişki aklını karıştırmış. Hiç zorlama  Werther! Milyon örnekte versen hakikati değiştiremezsin.

Ah zavallı Hafız. Ah zavallı ben.
"Am 21. August.
Umsonst strecke ich meine Arme nach ihr aus, morgens, wenn ich von schweren Träumen aufdämmere, vergebens suche ich sie nachts in meinem Bette, wenn mich ein glücklicher unschuldiger Traum getäuscht hat, als säß ich neben ihr auf der Wiese und hielt' ihre Hand und deckte sie mit tausend Küssen. Ach wenn ich dann noch halb im Taumel des Schlafes nach ihr tappe, und drüber mich ermuntere - ein Strom von Tränen bricht aus meinem gepressten Herzen, und ich weine trostlos einer finsteren Zukunft entegegen."
Die Leiden des jungen Werthers, Johann Wolfgang Goethe
İnsan aciz.

17 Ocak 2012 Salı

akşam ezanı.

80'lı yılların başı..
Ulu minareden akşam ezanı okunuyor. Kızlarkale köyünde bir fiktif karakter doğuyor. Hayatımda Erzuruma ayak basmamış ben, realitede var olmayan bu hikayenin peşine düşüyorum. Üzülüyorum.

Hafız acılarla dolu bir hayat sürer. 34 yaşına girdiğinde intihar etmek için, doğduğu topraklara döner. Doğduğu topraklarda ölmek ister. Büyük günahın eşiğinde Hafız. Lakin kaderinde yok intihar. Allahın başka planları var!

15 Ocak 2012 Pazar

pişmanım.

Beni bu hale getiren bi aşk mı? iki aşk mı? Henüz yalnızlığımın katresi akmadı. Hiç gözyaşım dökülmedi zapt edilmiş maziye. Gözyaşlarının değerleri farklı. Gözyaşının çeşitleri sayısız.

Pişmanım onca şiir yazdığım için. Pişmanım onca kitap okudğum için. Pişmanım onca konuşma dinlediğim için. Pişmanım kendimi kaptırdığım için. Pişmanım sevdiğim için. Pişmanım yıkıldığım için. Pişmanım yaptıklarım için. Pişmanım yazdıklarım için.

Denktaş'ı ve Kıbrıs'ı sevdiğimi iki gün önce yazmadığım için pişmanım.

13 Ocak 2012 Cuma

not defteri.

Burası bir nevi not defteri mi? Benim aklıma ne oldu? Etrafım not defterleriyle doldu. Reel. Dijital. Bu geçsin kayıtlara.. n'olur bu da geçsin kayıtlara! Ben nasıl bu hale geldim? Yılların izdüşümü notlarıma bi göz atmalıyım.

Kitap okudu. Kitapla yattı. Kitapla uyandı. Tekrar kitap okudu. Yazı yazdı. Bunlar da geçsin kayıtlara. Bu paragrafta gönderme yaptığı da geçsin kayıtlara. Ben ne zamandır, bağlantıyı kaçırdım?

Alija'yı ve Bosna'yı seviyorum. Bu da geçsin kayıtlara.
Olur mu?

12 Ocak 2012 Perşembe

ıssız ada.

Genç Wether'in acılarını amerikanın kanlı tarihine kattım. Acılara acı kattım. Bunu, not tutuyorum. İçimde dertler birikti, yani farkım yok senden. Bu da geçsin kayıtlara. Bir umut daha bağladım, uzaklara. Serde arşivcilik var, not tutuyorum gene.

Issız ada, insanlardan korkan özüme, belki en güzel çare. Yanımda hiçbir şey götürmeyeceğim. İmdi şey kelimesinin yalnızlığına üzüldüm. Hiçbir şey. Vazgeçtim bişey götüreceğim. Ne götüreceğim geçmesin kayıtlara.

11 Ocak 2012 Çarşamba

tekrar yeniden.

Rüyamda kıpkırmızı saçlı, yemyeşil gözlü bir kadın gördüm. Avustralya çöllerinde esrarkeşlerden kaçıyordu. Avustralya güneşinin altında yanarken bir türkü yakıyordu. Türkü kalbimi yaktı.

Kaç kere yazmamaya karar verdim? Kaç kere yazmamaya son verdim? Tekrar, yeniden yazıyorum. Kulağımda tınıları, hayalimde rüyam ve altımda Porsche; yol alıyorum Avustralya diyarına. Kaçıyorum tırnaklayamadığım varlığımdan, aslandan kaçan ürkek ceylan gibi. Sonunda yakalanacağım ama, ümitle kaçıyorum. Korku ile ümit yine kol kola. Korku ve ümit; varlığımın say ettiği iki uç.